Kur'ân-ı Kerim'de adı en çok geçen peygamber Hz. Musa'dır. Hayatı, bir sandığın içinde Nil'e bırakılan bir bebekle başlar ve denizin ortasından açılan bir yolla doruğa ulaşır. Arada bir kaçak, bir çoban, bir elçi ve yeryüzünün en güçlü zalimine karşı dimdik duran bir kul vardır.
Hz. Musa, Hz. Yakup'un soyundan, yani İsrailoğulları'ndandır. Mısır'da, Firavun'un zulmü altında köle gibi yaşayan bir halkın içinde doğdu.
1Erkek Çocuklara Ölüm Fermanı
Firavun bir rüya görmüştü: İsrailoğulları arasından doğacak bir erkek çocuk, onun saltanatını yıkacaktı. Bunun üzerine korkunç bir emir verdi: İsrailoğulları'nda doğan her erkek çocuk öldürülecek.
Ebeler evleri dolaşıyor, askerler kapıları kırıyordu. İşte böyle bir zamanda Musa dünyaya geldi.
Annesinin korkusunu bir düşünün. Kucağında yeni doğmuş bir bebek ve her an kapının çalınabileceği bir ev. Tam o sırada Allah ona ilham etti: "Onu emzir. Başına bir şey gelmesinden korkarsan onu nehre bırak. Korkma, üzülme. Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız." (Kasas, 7)
Bir anne için en zor şey: çocuğunu kendi elleriyle suya bırakmak. Ama o anne, Allah'ın vaadine güvendi.
2Nil'deki Sandık, Saraydaki Bebek
Sandık suyun üzerinde süzüldü ve — Allah'ın takdiriyle — tam da Firavun'un sarayının önüne vardı. Sarayın hizmetçileri sandığı çıkardı. İçinde güzel yüzlü bir bebek vardı.
Firavun'un eşi Hz. Âsiye bebeği görür görmez sevdi: "Bu, benim ve senin için bir göz aydınlığıdır. Onu öldürmeyin. Belki bize faydası olur ya da onu evlat ediniriz." (Kasas, 9)
Düşünün: Firavun, kendi saltanatını yıkacak çocuğu öldürmek için binlerce bebeğin canına kıymıştı. Ve o çocuk, şimdi onun kendi sarayında, kendi soframda büyüyecekti.
Ama bebek hiçbir sütanneyi kabul etmiyordu. Musa'nın ablası, kardeşini uzaktan takip etmişti. Saraya yaklaştı: "Size onu sizin için büyütecek bir aile göstereyim mi?" Ve Musa, öz annesinin kucağına geri döndü — üstelik Firavun'un sarayından maaş alarak. "Böylece onu annesine geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin." (Kasas, 13)
Düşünelim: Musa'nın annesi en büyük korkusunu yaşadığı anda en büyük güveni gösterdi. Allah'a teslimiyet bazen, elimizdeki en kıymetli şeyi O'na emanet etmektir.
3Bir Yumruk ve Bir Kaçış
Musa, sarayda güçlü ve akıllı bir genç olarak büyüdü. Bir gün şehirde iki adamın kavga ettiğini gördü: biri kendi kavminden, diğeri Firavun'un adamlarından. Kendi kavminden olan yardım istedi. Musa, zalim adama bir yumruk vurdu — ve adam öldü.
Musa öldürmeyi istememişti. Hemen pişman oldu: "Rabbim, ben kendime zulmettim, beni bağışla." (Kasas, 16) Allah da onu bağışladı.
Ama olay duyuldu. Firavun'un adamları onu öldürmek istiyordu. Musa, korku içinde Mısır'dan kaçtı ve günlerce çölde yürüyerek Medyen'e ulaştı.
4Medyen'de Bir Kuyu Başı
Medyen'e vardığında yorgun, aç ve yapayalnızdı. Bir kuyunun başında çobanlar hayvanlarını suluyordu. Biraz uzakta iki genç kız, sürülerini tutuyor, bekliyordu. Musa sordu: "Neden bekliyorsunuz?" — "Çobanlar çekilmeden sulayamayız. Babamız da çok yaşlı."
Musa, hiçbir karşılık beklemeden onların hayvanlarını suladı. Sonra bir ağacın gölgesine çekildi ve şu duayı etti:
"Rabbim, bana indireceğin her hayra muhtacım." (Kasas, 24)
Hiçbir şeyi olmayan bir adamın, her şeyin sahibine yaptığı sade bir dua. Ve dua hemen kabul oldu. Kızlardan biri utangaç adımlarla geldi: "Babam seni çağırıyor, emeğinin karşılığını vermek istiyor."
Kızların babası Hz. Şuayb'dı (bazı âlimlere göre Şuayb soyundan salih bir zat). Musa'yı yanına aldı, kızlarından biriyle evlendirdi. Musa da sekiz-on yıl onun yanında çobanlık yaptı.
5Tûr Dağı'nda Bir Ateş
Yıllar sonra Musa, ailesiyle Mısır'a dönüyordu. Karanlık, soğuk bir geceydi. Yolunu kaybetmişti. Uzakta, Tûr Dağı'nın yamacında bir ateş gördü: "Siz burada bekleyin. Bir ateş gördüm, belki size bir kor getiririm ya da orada yol gösterecek birini bulurum."
Ateşe yaklaştığında bir ses duydu:
"Ey Musa! Şüphesiz ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen mukaddes Tuvâ vadisindesin." (Tâhâ, 11-12)
Musa, bir ateş aramaya gitmişti — ve peygamberlikle döndü.
Allah ona iki mucize verdi. Elindeki asa, yere atılınca koşan bir yılana dönüşüyordu. Elini koynuna sokup çıkarınca bembeyaz parlıyordu. Ve görev geldi: "Firavun'a git, çünkü o azdı."
Musa'nın cevabı, her genç için bir örnektir. "Yapamam" demedi. Allah'tan yardım istedi:
"Rabbim, göğsümü aç. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki sözümü anlasınlar. Bana ailemden bir yardımcı ver: kardeşim Harun'u." (Tâhâ, 25-30)
Musa'nın konuşmasında bir zorluk vardı. Bunu biliyordu ve saklamadı. Zayıflığını kabul etti ve çözümü Allah'tan istedi. Allah da kardeşi Hz. Harun'u ona peygamber ve yardımcı yaptı.
6Firavun'un Karşısında
Musa ve Harun saraya girdiler. Allah onlara bir şey öğretmişti: "Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır ya da korkar." (Tâhâ, 44)
Yeryüzünün en zalim adamına bile önce yumuşak söz. Bu, tebliğin edebidir.
Firavun alay etti, tehdit etti, "Ben sizin en yüce rabbinizim!" diye bağırdı. Sonunda Musa'yı sihirbazlıkla suçladı ve ülkenin bütün sihirbazlarını topladı.
Bayram günü, halkın önünde büyük karşılaşma oldu. Sihirbazlar iplerini ve değneklerini attılar — hepsi kıvrılan yılanlar gibi görünüyordu. Musa'nın içine bir korku düştü. Allah buyurdu: "Korkma, üstün gelecek olan sensin. Sağ elindekini at." Musa asasını attı. Asa, onların uydurduğu her şeyi yutuverdi.
Ve sihirbazlar — işin içinden gelen, sihrin ne olduğunu en iyi bilen insanlar — anında secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik!"
Firavun çılgına döndü. Ellerini ve ayaklarını kestireceğini, onları hurma dallarına astıracağını söyledi. Sihirbazların cevabı tarihe geçti: "Sen ne hükmedeceksen hükmet! Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin." (Tâhâ, 72)
Düşünelim: Bir saat önce Firavun'dan ödül bekleyen adamlar, bir saat sonra onun tehditlerine meydan okuyordu. Hakikati gerçekten gören bir kalp, korkuyu da tanımaz hâle gelir.
7Denizin Ortasından Bir Yol
Firavun yine de inat etti. Mısır'a peş peşe belalar geldi: tufan, çekirge, haşere, kurbağa, kan. Her seferinde "Rabbine dua et, kaldırırsa iman edeceğiz" dediler; bela kalkınca sözlerinden döndüler.
Sonunda Allah, Musa'ya İsrailoğulları'nı gece yola çıkarmasını emretti. Firavun ordusuyla arkalarından yetişti. Önlerinde deniz, arkalarında ordu. İsrailoğulları panikle bağırdı: "Eyvah, yakalandık!"
Musa'nın cevabı ise imanın en sade hâliydi:
"Asla! Rabbim benimledir, bana yol gösterecektir." (Şuarâ, 62)
Allah buyurdu: "Asanı denize vur." Musa vurdu. Deniz yarıldı, her bir parçası koca bir dağ gibi oldu. Ortada kuru bir yol açıldı. İsrailoğulları karşı kıyıya geçti.
Firavun ve ordusu aynı yola girdi. Ve sular kapandı.
Boğulmak üzereyken Firavun bağırdı: "İman ettim!" Ama artık çok geçti. Ölüm gelip çattığında yapılan iman kabul edilmez. Allah buyurdu: "Bugün senin bedenini kurtaracağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın." (Yûnus, 92)
8Kurtuluştan Sonra Gelen İmtihan
Hikâye burada bitmiyor. Denizden geçen, mucizeleri gözleriyle gören İsrailoğulları, Musa Tûr Dağı'nda kırk gece Allah ile konuşurken, Sâmirî adında birinin yaptığı altın bir buzağıya tapmaya başladılar. Harun onları uyardı ama dinlemediler.
Bu bize acı bir gerçeği gösterir: Esaretten kurtulmak kolaydır; esaret alışkanlığından kurtulmak zordur. Mucize görmek imanı garantilemez. İman, her gün yeniden korunması gereken bir emanettir.
9Konuşalım
-
Musa'nın annesi bebeğini Nil'e bırakırken neler hissetmiş olabilir? Hayatında "elinden bırakmak" zorunda kaldığın, ama sonra hayırlı olduğunu gördüğün bir şey oldu mu?
-
Musa, görev geldiğinde "yapamam" demek yerine "Rabbim göğsümü aç, işimi kolaylaştır" dedi. Kendi zayıf yönlerini bilmek ve onlar için yardım istemek neden güçlülüktür?
-
Allah, Firavun'a bile "yumuşak söz" söylenmesini emretti. Tartışmalarda, hatta haklı olduğumuzda bile, nasıl konuştuğumuz neden bu kadar önemli?
-
Önlerinde deniz, arkalarında ordu varken insanlar "yakalandık" dedi, Musa "Rabbim benimledir" dedi. Aynı durumda iki farklı bakışı ne belirler?
10Kısaca
- Hz. Musa, Firavun'un erkek çocukları öldürttüğü bir dönemde doğdu; annesi onu Allah'ın ilhamıyla bir sandık içinde Nil'e bıraktı.
- Firavun'un sarayında, Hz. Âsiye'nin himayesinde büyüdü; Allah onu öz annesine geri kavuşturdu.
- Kazara bir adamın ölümüne sebep olunca Medyen'e kaçtı, orada evlendi ve yıllarca çobanlık yaptı.
- Tûr Dağı'nda peygamberlikle görevlendirildi; asa ve parlayan el mucizeleri verildi, kardeşi Harun yardımcısı oldu.
- Firavun'un sihirbazları Musa'nın mucizesini görünce iman ettiler ve tehditlere rağmen geri dönmediler.
- Allah denizi yardı; İsrailoğulları kurtuldu, Firavun ve ordusu boğuldu.
- Kıssanın dersi: Allah'a güvenen için çıkışsız yol yoktur; ama kurtuluştan sonra da imanı korumak gerekir.