Peygamberler Tarihi

Hz. Yakup — Sabrın Göz Yaşları

  • Ders
  • ≈ 5 dakika
  • 7 bölüm

Hz. Yakup, büyük bir peygamber soyunun halkasıdır: babası İshak, dedesi İbrahim. Kur'ân-ı Kerim onu, İbrahim ve İshak ile birlikte anar ve "Gerçekten onlar bizim katımızda seçilmiş hayırlı kullardan idiler" der.

Ama Hz. Yakup'un hikâyesi, şaşaalı mucizelerden çok, sabrın ve teslimiyetin hikâyesidir. Oğlu Yusuf'u kaybetmesinden Mısır'da kavuşmasına kadar süren uzun yıllar, "güzel sabır" kavramını bize en derinden öğreten kıssadır.

1Peygamber Ailesi

Hz. Yakup, babası İshak ve annesi Refaka'dan dünyaya geldi. İkiz kardeşi Ays ile birlikte doğmuştu — rivayete göre doğarken Ays'ın topuğunu tutmuş halde gelmişti, bu yüzden "Yakup" (topuktan tutan) denilmişti. Bir diğer ismi İsrail'dir.

Babası İshak, onu müjdelemişti: "Allah seni peygamber yapacak, oğullarının soyundan peygamberler çıkaracak." Ve gerçekten öyle oldu. Yakup'un on iki oğlu, İsrailoğullarının on iki kabilesinin atası oldu. Onlara Esbât denir. Bu oğullardan biri — Yusuf — Kur'ân'da müstakil bir sûreye adını verdi.

Hz. Yakup, babasının tavsiyesiyle dayısı Leban'ın yanına gitti, orada Leban'ın kızları Leyya ve Râhil ile evlendi. Harran'da yirmi yıl kaldıktan sonra Ken'an iline döndü; Beytülmakdis'te bir mâbed yaptırdı.

2En Büyük Acı: Yusuf'u Kaybetmek

Hz. Yakup'un on iki oğlu vardı, ama gözünün nuru Yusuf'tu. Yusuf'un güzelliği, zekâsı ve rüya görme yeteneği onu farklı kılıyordu. Babası bunu belli etmemeye çalışsa da kardeşler kıskançlıktan yanıyordu.

Bir gün oğulları geldiler. Yusuf'un kanlı gömleğini getirdiler ve dediler: "Biz yarış yaparken onu kurdun yediğini gördük." Hz. Yakup, gömleğe baktı — yırtık yoktu. Kurt bir çocuğu yer de gömleğine dokunmaz mı? Anladı ki oğulları yalan söylüyordu. Ama ne yapabilirdi? Elinde bir delil yoktu.

O an söylediği söz, sabır tarihinin en ünlü cümlelerinden biri oldu: "Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardım istenecek olan ancak Allah'tır."

"Sabrün cemîl" — güzel sabır. Şikâyet etmeden, feryat figan kopmadan, insanlara dert yanmadan Allah'a teslim olmak. Hz. Yakup, tam bunu yaptı.

3Yılların Ağırlığı

Yusuf'un ayrılığı Hz. Yakup'u eritiyordu. Zayıfladı, ihtiyarladı. Kaşları gözlerinin üzerine düştü, bezle kaldırır oldu. Ağlamaktan gözleri beyazlaştı — neredeyse göremez hale geldi.

Bir komşusu sordu: "Ey Yakup, sana ne oldu böyle? Yaşlanmadan ihtiyarladın!"

Hz. Yakup: "Zamanın uzunluğu ve üzüntülerin çokluğu" diye cevap verdi.

İşte o zaman Allah vahyetti: "Ey Yakup! Sen beni yarattığıma mı şikâyet ediyorsun?"

Hz. Yakup ürperdi. Hemen tövbe etti. O günden sonra derdini soran herkese aynı şeyi söyledi: "Ben taşan kederimi ve üzüntümü yalnız Allah'a şikâyet ve arz ederim." Bu cümle Kur'ân'a geçti (Yûsuf Sûresi, 86. ayet).

Oğulları onu uyardılar: "Hâlâ Yusuf'u anıp duruyorsun. Vallahi sonunda ya hastalanıp eriyeceksin ya da helak olacaksın!" Hz. Yakup dinlemedi. Ümidini hiç kesmedi: "Ben, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından biliyorum."

Bu "bilgi" neydi? Yusuf'un yaşadığına dair kalbindeki sezgi mi? Bir peygamber olarak aldığı bir işaret mi? Kur'ân bunu açıkça söylemiyor — ama Hz. Yakup'un ümidinin asla sönmediğini gösteriyor.

4Bünyamin de Gidince

Yıllar sonra, kıtlık zamanında, oğulları zahire almak için Mısır'a gitti. Mısır'ın Azîzi (ki o Yusuf'tu, ama kardeşler tanımadı) onlardan küçük kardeşleri Bünyamin'i de getirmelerini istedi.

Hz. Yakup yüreği sızlayarak sordu: "Ben onu size nasıl emanet edeyim? Daha önce Yusuf'u emanet etmiştim — ne oldu?"

Ama mecbur kaldı, gönderdi. Ve Bünyamin de geri dönmedi — Mısır'da alıkonuldu. Yine oğulları geldi, yine kötü haber getirdi.

Bu kez Hz. Yakup'un sabrı başka bir boyut kazandı: "Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Allah'ın onların hepsini birden bana getirmesi yakın bir ümiddir."

Dikkat edin: iki oğlunu da kaybetmiş. Ama "yakın bir ümid" diyor. Kırılmış, ama kırılmamış. Acı çekiyor, ama Allah'tan ümidini kesmemiş.

5Kavuşma

Ve sonunda o an geldi. Oğulları Mısır'dan bir gömlek getirdiler — Yusuf'un gömleğini. Kafile henüz yoldayken Hz. Yakup, etrafındakilere dedi: "Bana bunak demezseniz, inanın ki şimdi Yusuf'un kokusunu duyuyorum."

Dediler: "Vallahi sen hâlâ eski yanılgındasın!" Ama müjdeci gelip gömleği yüzüne koyduğunda Hz. Yakup'un gözleri birden açıldı — yeniden gördü. Yılların ağlamasından beyazlaşmış gözleri, bir mucize ile şifa buldu.

Hz. Yakup, bütün ailesiyle birlikte Mısır'a gitti. Yusuf onu dört bin askerle karşıladı. Baba oğul kucaklaştı. Yusuf, anne-babasını tahtına oturttu. Hepsi secdeye kapandı — bu, yıllar önce Yusuf'un rüyasında gördüğü sahnenin gerçekleşmesiydi.

Hz. Yakup, Mısır'da oğlu Yusuf'un yanında on yedi yıl daha yaşadı. Vefatından önce oğullarını topladı ve sordu: "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" Oğulları cevap verdi: "Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahına — tek Allah'a ibadet edeceğiz. Biz O'na teslim olmuşlarız."

Son vasiyeti buydu: "Ey oğullarım! Allah sizin için İslâm dinini seçti. O halde ancak Müslümanlar olarak can veriniz."

Yüz kırk yedi yaşında vefat etti. Vasiyeti üzerine babası İshak'ın kabrinin yanına defnedildi.

6Konuşalım

  1. "Güzel sabır" (sabrün cemîl) ile sıradan sabır arasındaki fark nedir? Hz. Yakup'un sabrını "güzel" kılan ne?

  2. Hz. Yakup, derdini komşusuna anlattığında Allah "Beni yarattığıma mı şikâyet ediyorsun?" diye uyardı. Acımızı insanlara anlatmak ile Allah'a havale etmek arasındaki denge nasıl kurulur?

  3. Herkes "artık bırak Yusuf'u" derken Hz. Yakup ümidinden vazgeçmedi. Umutsuz görünen durumlarda ümidi diri tutan şey nedir?

  4. Hz. Yakup'un ölüm döşeğindeki sorusu — "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" — bir babanın çocuklarına bırakabileceği en önemli miras hakkında ne söylüyor?

7Kısaca

  • Hz. Yakup, İshak'ın oğlu ve İbrahim'in torunudur. On iki oğlu İsrailoğullarının atası oldu.
  • En sevdiği oğlu Yusuf'u kaybettiğinde "güzel sabır" kavramını hayata geçirdi — şikâyetsiz, Allah'a tam teslimiyet.
  • Yıllar boyunca ağlamaktan gözleri görmez oldu, ama umudunu hiç kaybetmedi.
  • Bünyamin'i de kaybettiğinde bile "Allah'ın onları bana getirmesi yakın bir ümiddir" dedi.
  • Sonunda Yusuf'un gömleği yüzüne konduğunda gözleri mucizevî şekilde açıldı ve ailece Mısır'da kavuştular.
  • Son vasiyeti, oğullarına tek Allah'a ibadetten asla vazgeçmemeleriydi.