Peygamberler TarihiDers 21

Hz. Muhammed — Âlemlere Rahmet

  • Ders
  • ≈ 6 dakika
  • 11 bölüm

Âdem'den başlayan bir zincir. Nuh'un gemisi, İbrahim'in ateşi, Musa'nın asası, İsa'nın mucizeleri. Her peygamber aynı hakikati taşıdı ve bir sonrakine devretti. Ve sonunda, Mekke'de yetim bir çocuk doğdu. O çocuk, bu zincirin son halkası olacaktı.

Hz. Muhammed (s.a.v.), Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail'in soyundandır. Allah'ın son peygamberidir; ondan sonra peygamber gelmeyecektir. Ona Kur'ân-ı Kerim indirildi. Kur'ân onun hakkında şöyle der:

"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107)

Bu ders, Peygamberimizin hayatının tamamını değil, sadece bir kısa bakışını sunuyor. Onun hayatı, ayrı ve uzun bir yolculuğu hak eder.

1Yetim Bir Çocuk

Peygamberimiz, 571 yılında, Fil Vakası'nın yaşandığı yıl Mekke'de doğdu. Babası Abdullah, o doğmadan önce vefat etmişti. Altı yaşındayken annesi Âmine'yi de kaybetti. Onu önce dedesi Abdülmuttalib, dedesi vefat edince de amcası Ebû Tâlib büyüttü.

Allah, bunu Kur'ân'da ona hatırlatır: "O seni yetim bulup barındırmadı mı? Seni yolunu bilmez bulup doğru yola iletmedi mi? Seni fakir bulup zengin etmedi mi? Öyleyse yetimi ezme, isteyeni azarlama, Rabbinin nimetini an." (Duhâ, 6-11)

Yetimliğin acısını yaşayan biri, yetimlerin ve zayıfların hâlini en iyi anlayan biri oldu.

2"Muhammedü'l-Emîn"

Gençliğinde çobanlık yaptı, sonra ticaretle uğraştı. Mekke'de herkes onu bir isimle tanıyordu: el-Emîn — güvenilir olan. İnsanlar değerli eşyalarını ona emanet ederdi.

Bir gün Kâbe yeniden inşa edilirken kabileler arasında büyük bir tartışma çıktı: Hacerü'l-Esved'i yerine kim koyacaktı? Kılıçlar çekilmek üzereydi. Sonunda "Yarın sabah Harem'e ilk giren kişi hakem olsun" dediler. İlk giren Muhammed'di. Herkes sevindi: "Emîn geldi!"

O da yere bir örtü serdi, taşı ortasına koydu ve her kabilenin reisinden örtünün bir ucundan tutmasını istedi. Hep birlikte kaldırdılar. Sonra taşı kendi eliyle yerine koydu. Bir savaş, bir örtüyle önlendi.

Hz. Hatice ile evlendiğinde yirmi beş yaşındaydı. Hatice, onun dürüstlüğünü ticaret yolculuklarında görmüş ve ona evlilik teklif etmişti.

3Hira'da İlk Kelime: "Oku!"

Kırk yaşına yaklaştığında, Mekke yakınlarındaki Nur Dağı'nda bulunan Hira Mağarası'na çekilip tefekküre dalardı. Mekke'deki putperestlik, zulüm ve haksızlıklar onu derinden rahatsız ediyordu.

610 yılında, Ramazan ayında bir gece, Cebrail geldi ve ona dedi ki: "Oku!"

"Ben okuma bilmem" dedi. Cebrail onu sıkıca kucakladı ve tekrar etti. Üçüncüde şu ayetler indi:

"Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediğini öğretti." (Alak, 1-5)

Son peygamberin aldığı ilk emir: Oku. İlim, bu dinin ilk kapısıdır.

Korku içinde eve döndü: "Beni örtün, beni örtün!" Hz. Hatice onu teselli etti: "Allah seni asla utandırmaz. Sen akrabanı gözetirsin, sözünde durursun, yoksula yardım edersin, misafiri ağırlarsın, hak yolunda zorluğa uğrayanlara destek olursun." (Buhârî)

Ve Hatice, ona iman eden ilk insan oldu.

Düşünelim: Hatice, peygamberliğe inanmak için bir mucize istemedi. Kocasının yıllardır gösterdiği ahlak ona yetti. Bazen bir insanın karakteri, en güçlü delildir.

4Taif'te Taşlanan Merhamet

Mekke'de on üç yıl tebliğ yaptı. Alay edildi, boykot edildi, ashabı işkence gördü. Bir gün, belki dışarıdan destek bulurum diye Taif şehrine gitti. Ama Taifliler onu kovdular, çocukları ve köleleri peşine takıp taşlattılar. Ayakları kanlar içinde kaldı.

Rivayete göre o an Cebrail, dağlar meleğiyle birlikte geldi: "İstersen bu iki dağı onların üzerine kapatayım."

Peygamberimizin cevabı, onun kim olduğunu gösterir:

"Hayır. Ben umarım ki Allah onların soyundan, yalnız O'na ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan insanlar çıkarır." (Buhârî, Müslim)

Taşlandığı yerde beddua etmedi. Gelecek nesiller için dua etti.

5Hicret: "Üzülme, Allah Bizimle"

Mekkeliler onu öldürmeye karar verdiklerinde, Allah ona Medine'ye hicret etmesini emretti. 622 yılında, Hz. Ebû Bekir ile birlikte gece yola çıktı. Takipçilerden saklanmak için Sevr Mağarası'na sığındılar.

Düşmanlar mağaranın tam ağzına kadar geldi. Ebû Bekir korktu: "Eğilip baksalar bizi görecekler!" Peygamberimiz sakin bir şekilde cevap verdi:

"Üzülme, şüphesiz Allah bizimle beraberdir." (Tevbe, 40)

Musa denizin kenarında "Rabbim benimledir" demişti. Son peygamber de mağaranın içinde aynı imanla konuştu.

Medine'de onu sevinçle karşıladılar. Orada ilk İslam toplumu kuruldu. Mekke'den gelen muhacirler ile Medineli ensar kardeş ilan edildi. Hicret, İslam takviminin başlangıcı oldu.

6Mekke'nin Fethi: Affın Günü

Yıllar sonra, 630 yılında, Peygamberimiz on bin kişilik bir orduyla Mekke'ye girdi. Neredeyse hiç kan dökülmedi. Kâbe putlardan temizlendi.

Ve yirmi yıl boyunca ona işkence edenler, ashabını öldürenler, onu yurdundan kovanlar — hepsi karşısında toplanmış, ne yapacağını bekliyorlardı.

Peygamberimiz onlara sordu: "Size ne yapacağımı sanıyorsunuz?" "Sen kerem sahibi bir kardeşsin, kerem sahibi bir kardeşin oğlusun" dediler.

Ve rivayetlere göre Hz. Yusuf'un kardeşlerine söylediği sözü tekrarladı: "Bugün size kınama yok. Gidin, hepiniz serbestsiniz."

Gücün en yüksek noktasında, intikam yerine af.

7Örnek Bir Hayat

Kur'ân, Peygamberimizi şöyle tarif eder:

"Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzerindesin." (Kalem, 4)

"Andolsun, Allah'ın Resûlünde sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça ananlar için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 21)

Kendisi de görevini tek cümleyle özetledi: "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." (Muvatta)

O bir peygamber, bir devlet başkanı, bir komutandı. Ama aynı zamanda evinde ailesine yardım eden, kendi elbisesini yamayan, çocuklarla şakalaşan, torunlarını sırtına alan bir insandı. Hz. Âişe'ye "Peygamber evde ne yapardı?" diye sorulduğunda, "Ailesinin işlerine yardım ederdi" demiştir. (Buhârî)

8Veda ve Vefat

632 yılında Veda Haccı'nı yaptı. Arafat'ta on binlerce insana hitap etti: Herkesin canının, malının ve namusunun dokunulmaz olduğunu; Arap'ın Arap olmayana, beyazın siyaha üstünlüğünün olmadığını, üstünlüğün ancak takvada olduğunu söyledi. Sonunda sordu: "Tebliğ ettim mi?" Kalabalık "Evet!" diye cevap verdi. "Şahit ol Allah'ım!" dedi.

Aynı yıl, altmış üç yaşında, Medine'de vefat etti.

Kur'ân onu "Hâtemü'n-Nebiyyîn" — peygamberlerin sonuncusu — olarak anar. (Ahzâb, 40) Âdem'le başlayan zincir, onunla tamamlandı.

9Bir Yolculuğun Sonu, Bir Başka Yolculuğun Başı

Bu seride Âdem'den başlayıp Peygamberimize kadar uzanan bir yolculuk yaptık. Her peygamberde bir başka erdem gördük: Nuh'ta sabır, İbrahim'de teslimiyet, Yusuf'ta affedicilik, Eyyub'da şükür, Yunus'ta tövbe, Musa'da cesaret, Süleyman'da tevazu, Yahya'da duruş.

Peygamberimiz, bütün bu erdemleri kendi hayatında bir araya getirdi. Onu tanımak, aslında bütün peygamberleri tanımaktır.

10Konuşalım

  1. Peygamberimiz, peygamberlikten önce de "el-Emîn" olarak tanınıyordu. Seni tanıyan insanlar sana bir lakap verecek olsalar, ne olmasını isterdin? Bunun için bugün ne yapabilirsin?

  2. Taif'te taşlandığında beddua etmek yerine onların çocukları için dua etti. Bize zarar veren birine karşı böyle bir tavır göstermek neden bu kadar zordur? Bu tavrın gücü nereden gelir?

  3. Son peygambere gelen ilk emir "Oku!" oldu. Sence bu bir tesadüf mü? Okumak ve öğrenmek bir Müslüman gencin hayatında nasıl bir yer tutmalı?

  4. Bu seride tanıdığın peygamberlerden hangisinin hikâyesi seni en çok etkiledi? Neden?

11Kısaca

  • Hz. Muhammed, Hz. İsmail soyundan, 571'de Mekke'de doğdu; küçük yaşta hem babasını hem annesini kaybetti.
  • Gençliğinde dürüstlüğüyle "el-Emîn" olarak tanındı; Hacerü'l-Esved meselesinde kabileler arasındaki kavgayı önledi.
  • Kırk yaşında Hira Mağarası'nda ilk vahyi aldı; ilk emir "Oku!" oldu. Ona ilk iman eden Hz. Hatice'dir.
  • Mekke'de on üç yıl zulme uğradı; Taif'te taşlandığında bile beddua etmedi.
  • 622'de Medine'ye hicret etti; Sevr Mağarası'nda "Üzülme, Allah bizimle" dedi.
  • 630'da Mekke'yi fethetti ve yıllarca kendisine düşmanlık edenleri affetti.
  • 632'de Veda Haccı'nı yaptı ve aynı yıl altmış üç yaşında vefat etti.
  • Kur'ân onu "âlemlere rahmet" ve "peygamberlerin sonuncusu" olarak tanıtır; o, bütün peygamberlerin erdemlerini hayatında birleştiren güzel bir örnektir.
← Önceki ders