Hz. Nuh'un Tufan'ından sonra yeryüzü yeniden şekillendi. Nesiller geçti. Nuh Aleyhisselâm'ın oğlu Sâm'ın soyundan gelen bir kavim, Yemen ve Hadramevt arasında uzanan geniş topraklara yerleşti: Âd kavmi. Allah onlara o kadar çok nimet vermişti ki, yeryüzünde eşi görülmemişti — ırmaklar, bağlar, bahçeler, sürüler, yer altı su kaynakları. Üstelik vücut olarak da diğer insanlardan çok daha uzun boylu, çok daha güçlü yaratılmışlardı.
Ama bu nimetler onları şükre değil, kibire götürdü.
1Güce Tapan Bir Toplum
Âd kavmi zamanla tevhidden uzaklaştı. Şadda, Samud ve Henna adında üç puta tapmaya başladılar. Ama asıl taptıkları şey kendi güçleriydi. "Kuvvetçe bizden daha güçlü kim varmış?" diyerek böbürleniyorlardı. Bu güçle çevrelerine zulmediyorlar, ahiret hayatını ve öldükten sonra dirilmeyi inkâr ediyorlardı.
Burada durup düşünmekte fayda var: Âd kavminin derdi aslında "put" değildi yalnızca. Putlar, onların asıl hastalığının — kendini yeterli görmenin, gücü ilahlaştırmanın — somut sembolleri haline gelmişti. "Benden güçlüsü yok" demek, aslında "benim üzerimde bir otorite yok" demekti.
Günümüzde de bir insanın, bir toplumun veya bir kurumun en tehlikeli anı, gücünün zirvesindeyken hiçbir otoriteyi tanımaz hale geldiği andır.
2Hz. Hûd'un Daveti
Allah, Âd kavmına kendi içlerinden bir peygamber gönderdi: Hûd Aleyhisselâm. O da bu kavmin en soylu ailesindendi. Daha önce ticaretle uğraşan, toplum içinde güvenilir tanınan biriydi. Esmer tenli, güzel yüzlü, güçlü yapılı ve Hz. Âdem'e benzeyen bir insandı. Cömert, şefkatli, yoksullara bol sadaka veren bir kişiliğe sahipti.
Hz. Hûd kavmini çok net bir mesajla uyardı:
"Ey kavmim! Allah'a ibadet edin, O'ndan başka ilahınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmayacak mısınız?"
Kavminin cevabı sert oldu: "Biz seni beyinsizlik içinde görüyoruz, seni yalancı sanıyoruz!" Hz. Hûd sakin ve kararlı bir şekilde karşılık verdi: "Bende beyinsizlik yoktur. Ben âlemlerin Rabb'ı tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Size Rabb'imin vahyettiklerini tebliğ ediyorum. Ben sizin güvenilir bir nasihatçınızım."
Dikkat çeken bir nokta var burada: Hz. Hûd kavminden hiçbir ücret istemedi. "Benim mükâfatım ancak beni Yaratan'a aittir" dedi. Bu, tüm peygamberlerin ortak özelliğiydi — mesajlarının samimiyetinin en büyük kanıtı, karşılığında hiçbir dünyevi çıkar beklememeleri idi.
3Kuraklık ve Son Uyarı
Kavmi inatla direndi. Putlarını bırakmayı reddettiler, atalarının yolunu savundular. "Bize azabı getir!" diye meydan okudular.
Bunun üzerine Allah, üç yıl boyunca yağmuru kesti. Topraklar kurudu, hayat zorlaştı. Kavim çaresiz kalınca Mekke'ye yağmur duası için bir heyet göndermek zorunda kaldılar. Ama tövbe etmediler, ders almadılar.
Ve sonunda, ufukta gördükleri bir bulut kümesine sevindiler: "Bu, bize yağmur getirecek bir buluttur!" dediler.
Hâlbuki o bir kasırgaydı.
4Kasırga
Kur'ân-ı Kerim o anı şöyle tasvir eder:
"Hayır! Bu, çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir — kasırgadır ki, onda elem verici bir azap vardır."
Allah, o kasırgayı yedi gece, sekiz gün ardı ardınca onların üzerine musallat etti. Öyle bir rüzgârdı ki, uğradığı hiçbir şeyi yerinde bırakmıyordu. İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi savuruyordu.
Bu tasvir, bir zamanlar "bizden güçlüsü yok" diyen o kavmin ne hale geldiğini gözler önüne serer: Bütün o güç, o boy bos, o kuvvet — bir rüzgâr karşısında kuru bir yaprak gibi dağıldı.
Hz. Hûd ve iman edenler ise Allah'ın rahmetiyle korundu ve kurtarıldı.
5Sonrası
Kavmi helak olduktan sonra Hz. Hûd, yanındaki müminlerle birlikte Mekke'ye gitti. Ömrünün sonuna kadar orada Allah'a ibadetle meşgul oldu. Rivayetlere göre Zemzem ile Hacerülesved arasında defnedilen peygamberler arasındadır. Bir başka rivayete göre ise Hadramevt'te vefat etmiştir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Veda Haccı'nda Osfan vadisinden geçerken, Hz. Hûd'un da bu vadiden Telbiye ederek, hurma lifinden yularlı genç bir deve üzerinde hacca geçtiğini haber vermiştir.
6Konuşalım
-
Âd kavmi nimetlerin en boluna sahipken neden şükretmek yerine kibre yöneldi? Bolluk ile şükür arasındaki ilişkiyi günlük hayatımızdan örneklerle düşünelim.
-
"Bizden güçlüsü yok" diyen bir toplum, aslında neyi inkâr ediyordu? Bu tutum bugün hangi şekillerde karşımıza çıkar?
-
Hz. Hûd'un kavminden ücret istememesi, mesajının güvenilirliği açısından neden bu kadar önemli?
-
Yağmur sandıkları bulutun aslında kasırga olması, insanın kendi sonunu hazırlamasıyla ilgili ne söylüyor?
7Kısaca
- Âd kavmi, fiziksel güç ve bollukla şımararak Allah'ı inkâr etmiş ve zulme yönelmiştir.
- Hz. Hûd, kavmini sabırla ve hiçbir karşılık beklemeden tevhide davet etmiştir.
- Üç yıllık kuraklık bile kavmi tövbeye yöneltmemiştir.
- Yedi gece sekiz gün süren kasırga, "güçlü" kavmi kökünden söküp atmıştır.
- Hz. Hûd ve müminler korunarak Mekke'ye gitmiş, orada ibadetle yaşamışlardır.