Hz. İbrahim, peygamberler arasında ayrı bir yere sahiptir. Ülü'l-Azm — yani en büyük azim ve kararlılık sahibi — beş peygamberden biridir. Kur'ân-ı Kerim onu "Halîlullah" — Allah'ın dostu — olarak anar. Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar, hepsi onu ata olarak kabul eder. Kâbe'yi oğlu İsmail ile birlikte inşa eden, hac ibadetinin temelini atan, tevhidin en yüksek sesle haykırıldığı hayatlardan birini yaşayan bir peygamberdir.
Onun kıssası; aklı kullanarak hakikati arama, tek başına bir topluma karşı durma ve en zor imtihanları Allah'a teslimiyetle geçme hikâyesidir.
1Putçu Bir Toplumda Doğmak
Hz. İbrahim, Bâbil (bugünkü Irak) topraklarında, putperest bir toplumun içine doğdu. Babası Âzer (veya Târah), bizzat put yapan ve satan biriydi. Toplumun her köşesinde heykeller vardı; insanlar onlara secde ediyor, onlardan yardım diliyordu.
Ama Hz. İbrahim daha çocukken sorular sormaya başladı. Bu putlar gerçekten bir şey yapabilir mi? Kendi elleriyle yaptıkları taşlara neden tapıyorlar?
Kur'ân-ı Kerim, onun hakikati arayışını muhteşem bir sahneyle anlatır:
Gece olunca bir yıldız gördü: "Bu benim Rabbim!" dedi. Yıldız batınca: "Batanları sevmem" dedi. Ay'ı doğarken gördü: "Bu benim Rabbim!" dedi. Ay da batınca: "Rabbim bana yol göstermezse, elbette sapan toplumdan olurum" dedi. Güneşi doğarken gördü: "Bu benim Rabbim, bu daha büyük!" dedi. Güneş de batınca: "Ey kavmim! Ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım. Ben yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Allah'a çevirdim. Ben müşriklerden değilim!"
Bu sahne, Hz. İbrahim'in aklını kullanarak tevhide ulaştığını gösterir. O, gözlemliyor, düşünüyor, karşılaştırıyor ve bir sonuca varıyordu: Batan, değişen, sınırlı olan hiçbir şey ilah olamaz. İlah, her şeyin yaratıcısı olan tek bir güçtür.
2Putları Kırmak
Hz. İbrahim sözle anlatmanın yetmediğini gördüğünde, kavminin bir bayram gününde tapınağa gitti ve putların hepsini kırdı — en büyüğü hariç. Baltayı o büyük putun omzuna astı.
Kavmi döndüğünde dehşete düştü: "Bunu kim yaptı?!" Hz. İbrahim sakin bir şekilde cevap verdi: "Belki de şu büyükleri yapmıştır. Ona sorun — eğer konuşabiliyorsa!"
Bu, son derece zekice bir argümandı. Kavim bir an duraksadı, kendi kendilerine "gerçekten de bunlar konuşamaz" diye düşündüler. Ama sonra inatlarına döndüler: "Sen de biliyorsun ki bunlar konuşmaz!"
Hz. İbrahim fırsatı değerlendirdi: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Yazıklar olsun size ve Allah'ı bırakıp taptıklarınıza! Hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
3Ateşe Atılmak
Kavim, Hz. İbrahim'i cezalandırmaya karar verdi. Hükümdar Nemrud'un da onayıyla büyük bir ateş yaktılar — öyle büyük ki, yaklaşmak bile imkânsızdı. Hz. İbrahim'i mancınıkla ateşin ortasına fırlattılar.
O anda Cebrail geldi ve sordu: "Bir ihtiyacın var mı?" Hz. İbrahim'in cevabı imanın zirvesiydi: "Sana ihtiyacım yok. Bana Allah yeter."
Ve o meşhur dua: "Hasbiyallahu ve ni'mel vekîl" — "Allah bana yeter, O ne güzel vekildir."
Allah ateşe emretti: "Ey ateş! İbrahim'e serin ve selamet ol!"
Ateş yandı, ama yakmadı. Hz. İbrahim ateşin ortasında oturdu; rivayetlere göre orada bir bahçe oluştu. Kavim şaşkınlık içinde baktı. En büyük güçleri — ateş — bir peygambere hiçbir şey yapamamıştı.
Bu olay, Hz. Hûd ve Hz. Sâlih'in kıssalarından farklı bir ders taşır: Orada helak edilen kavimlerdi. Burada ise korunan bir peygamber var. Allah, dostunu ateşin ortasında bile korur.
4Hicret ve Yeni Bir Yurt
Ateşten sağ çıkması bile kavmini ikna etmedi. Hz. İbrahim, eşi Sâre ve yeğeni Lût ile birlikte vatanını terk etti. "Ben Rabbime hicret ediyorum" dedi. Şam'a, Filistin'e, Mısır'a gitti. Sonunda Filistin topraklarına yerleşti.
Bu hicret, İslâm tarihindeki ilk büyük hicrettir. Hz. İbrahim, inancı uğruna doğduğu toprakları, ailesini, her şeyini geride bıraktı.
5İsmail ve Büyük İmtihan
Hz. İbrahim'in uzun süre çocuğu olmamıştı. Yaşlılığında Allah ona bir oğul müjdeledi: İsmail. Hz. Hâcer'den doğan bu çocuk, babasının göz bebeğiydi.
Ama Allah, dostunu bir kez daha imtihan etti — bu kez en ağır imtihanla. Rüyasında oğlunu kurban etmesi emredildi. Hz. İbrahim rüyasını oğluna açtı. İsmail'in cevabı peygamber oğluna yakışır şekildeydi: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın."
Baba oğlunu yatırdı, bıçağı aldı. Tam o anda Allah bir koç gönderdi. İsmail'in yerine koç kurban edildi. Bu, bir teslimiyet sınavıydı — ve ikisi de geçmişti. Ne İbrahim tereddüt etti, ne İsmail kaçtı.
Her yıl Kurban Bayramı'nda kesilen kurbanlar, bu olayın anısınadır. Asıl kurban edilen bir hayvan değildir — asıl olan, Allah'ın emrine kayıtsız şartsız teslim olmaktır.
6Kâbe'nin İnşası
Allah, Hz. İbrahim'e Kâbe'nin temellerini yükseltmesini emretti. Oğlu İsmail ile birlikte taşları taşıdılar, duvarları ördüler. İnşaat sırasında şu duayı ettiler:
"Rabbimiz! Bizden kabul buyur. Şüphesiz sen işitensin, bilensin. Rabbimiz! İkimizi de sana teslim olmuş kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet çıkar."
Kâbe tamamlandığında Allah, Hz. İbrahim'e insanları hacca davet etmesini emretti: "İnsanlar arasında haccı ilan et. Yaya olarak ve uzak yollardan gelen her türlü binek üzerinde sana gelsinler."
O gün Hz. İbrahim'in seslenişi, kıyamete kadar sürecek bir çağrının başlangıcıydı. Her yıl milyonlarca insanın Mekke'ye akışı, o çağrının yankısıdır.
7Konuşalım
-
Hz. İbrahim'in yıldızı, ay'ı ve güneşi gözlemleyerek tevhide ulaşması bize aklı kullanmak hakkında ne söylüyor? İman ile akıl çelişir mi, yoksa birbirini destekler mi?
-
Putları kırıp "büyüğüne sorun" demesi neden etkili bir yöntemdi? İnsanları düşünmeye sevk etmenin en iyi yolu nedir?
-
Ateşe atılırken "Hasbiyallahu ve ni'mel vekîl" demesi — bu düzeyde bir tevekkül nasıl mümkün olabilir? Zor anlarda bu sözün anlamı üzerine düşünelim.
-
Oğlunu kurban etme emri, aslında neyin imtihanıydı? "Sevdiğin şeyi Allah yolunda feda edebilir misin?" sorusu günlük hayatta hangi şekillerde karşımıza çıkar?
8Kısaca
- Hz. İbrahim, putperest bir toplumda aklını kullanarak tevhide ulaşmış, kavmine karşı tek başına durmuştur.
- Putları kırarak kavmini düşünmeye zorlamış, ancak onlar inatla direnmişlerdir.
- Ateşe atılmış, ama "Allah bana yeter" diyerek teslim olmuş ve ateş onu yakmamıştır.
- İnancı uğruna hicret etmiş, vatanını ve ailesini geride bırakmıştır.
- En sevdiği oğlu İsmail'i kurban etme imtihanını teslimiyetle geçmiştir.
- Oğlu İsmail ile birlikte Kâbe'yi inşa etmiş ve insanlığı hacca davet etmiştir.