Âd kavmının helakinden yaklaşık beş yüz yıl sonra, aynı coğrafyada yeni bir toplum yükseldi: Semûd kavmi. Hicaz ile Şam arasındaki Hicr bölgesinde yaşayan bu kavim, Allah'ın kendilerine verdiği uzun ömürle tanınıyordu. O kadar uzun yaşarlardı ki, taştan ve çamurdan yaptıkları evler yıkılır, kendileri hâlâ hayattaydı. Bu yüzden dağlardaki kayaları oyarak kendilerine evler yontmaya başladılar — hem dayanıklı, hem gösterişli.
Varlıklı, güçlü ve sanatçı bir toplumdu Semûd. Ama bu kez de aynı hastalık ortaya çıktı: putperestlik, azgınlık ve fesad.
1Tanıdık Bir Hastalık
Semûd kavmi, tıpkı Âd kavmi gibi Allah'ın emrine sırt döndü. Putlara taptılar, yeryüzünde bozgunculuk çıkardılar, taşkınlık ettiler. Üstelik Hz. Sâlih'ten önce gönderilen peygamberleri de yalanlamışlardı.
Allah onlara kendi içlerinden bir peygamber gönderdi: Sâlih Aleyhisselâm. Kavmi içinde en soylu ve en seçkin aileden gelen, daha önce ticaretle uğraşan güvenilir bir insandı. Rivayetlere göre Hz. İsa'ya benzeyen, beyaza çalar kırmızı benizli, yalınayak yürüyen, mütevazı bir kişiliği vardı.
Hz. Sâlih kavmini yirmi yıl boyunca tevhide davet etti. Sabırla, ısrarla, vazgeçmeden. Ama kavmi onu sürekli reddetti.
2Mucize Talebi ve Kayadan Çıkan Deve
İş uzayınca Semûd kavmi bir meydan okumada bulundu. Kavmin önderi Cenda' bin Amr şöyle dedi: "Ey Sâlih! Şu kayanın yanına bizimle birlikte gel. Kayanın içinden şöyle şöyle vasıfta bir dişi deve çıkarırsan, senin peygamberliğini doğrularız ve sana iman ederiz!"
Hz. Sâlih, önce onlardan kesin söz aldı. Sonra kayanın yanında namaz kıldı ve Allah'a dua etti.
Kaya, sanki doğum sancısı çeken bir varlık gibi sarsıldı. Titredi. İkiye ayrıldı. Ve içinden, tam istedikleri vasıfta, büyük bir dişi deve çıktı.
Kaya bir deve doğurmuştu.
Bu olağanüstü olayı gören Cenda' bin Amr ve kavimden bazı kişiler iman etti. Ama kavmin büyük çoğunluğu — özellikle putların sahipleri olan ileri gelenler — iman etmeye yanaşmadı. Hatta iman etmek isteyen bazı kişileri bile engelledi.
3Devenin Öldürülmesi
Allah, mucize deveyle ilgili bir kural koymuştu: Su, bir gün devenindir, bir gün sizin. Deve bir gün su içer; o gün kavim devenin sütünü sağar, kaplarını doldururlardı. Ertesi gün su onlarındı.
Ama kavim bu düzene tahammül edemedi. Kibirlendiler, azgınlaştılar ve deveyi kestiler. Deveyi öldürenlerden biri kızıl saçlı, mavi gözlü, köse, kısa bir adamdı; öteki uzun boylu, akılsız ve titrek biriydi.
Ana deve kesilince yavrusu kaçıp dağa çıktı. Yavru, Hz. Sâlih'i görünce ağladı ve üç kez böğürdü.
Hz. Sâlih kavmine dönerek son uyarıyı yaptı: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayacaksınız. Bu, yalanlanamayacak bir vaattir!"
4Üç Günlük Geri Sayım
Hz. Sâlih'in verdiği azap alameti korkunç bir kesinlik taşıyordu:
- Birinci gün: Sabaha kalktıklarında herkesin — küçük, büyük, erkek, kadın — yüzleri sapsarı kesilmişti.
- İkinci gün: Yüzleri kıpkırmızı olarak uyandılar.
- Üçüncü gün: Yüzleri siyah boya sürülmüş gibi kapkara kesilmişti.
Artık herkes biliyordu: Hz. Sâlih doğru söylemişti.
Dördüncü gün, pazar sabahı güneş doğarken, göğe mi bakacaklarını yere mi bakacaklarını bilemez halde beklerken, gökten öyle bir çığlık koptu ki — göklerin bütün gürlemelerini ve yerin bütün çığlıklarını içinde taşıyan bir ses — göğüslerindeki kalpler bir anda parçalandı. Altlarından da şiddetli bir sarsıntı geldi.
Bir anda, hepsi olduğu yerde yığılıp kaldılar. Sanki orada hiç yaşamamışlardı.
5Bir Tek Adam Kurtuldu
Semûd kavminden, Allah'ın Harem'inin koruduğu tek bir kişi sağ kaldı: Ebû Rigal. Hz. Sâlih'in kölesiydi ve Mekke tarafına zekât tahsildarı olarak gönderilmişti. Ama bu adam da sonunda adaletten sapmış, bir yoksulun yetim çocuğunun sütlü koyununu zorla almaya kalkmıştı. Sonuçta o da kendi sonunu hazırladı.
Peygamberimiz Tebük seferi sırasında Hicr'den geçerken bu olayı ashaba anlatmış ve Semûd kavminin helak olduğu yerde durarak şöyle buyurmuştu: Bu azap yurduna ağlayarak girin, buranın suyundan içmeyin.
6Hz. Sâlih'in Vedası
Kavmi helak edildikten sonra Hz. Sâlih, Hicr'den ayrılırken onlara son bir kez hitap etti:
"Ey kavmim! Vallahi, size Rabbimin mesajlarını tebliğ ettim. Size nasihat ettim. Fakat siz nasihat edenleri sevmezsiniz."
Sonra yanındaki müminlerle birlikte ihrama girip Telbiye ederek Mekke'ye doğru yola çıktılar. Hayatlarının sonuna kadar orada kaldılar. Kabirleri Kâbe'nin batısında, Dârünnedve ile Hicr arasında bulunmaktadır.
7Konuşalım
-
Semûd kavmi kayadan deve çıktığını bizzat gördükleri halde neden iman etmediler? "Görmek" ile "kabul etmek" arasındaki fark nereden kaynaklanıyor?
-
Deveyi kesmekle aslında neyi reddettiler? Bir mucizeyi yok etmeye çalışmak, insanın hangi psikolojisini yansıtır?
-
Üç gün boyunca yüzlerinin değiştiğini gördükleri halde tövbe etmemeleri hakkında ne düşünüyorsun? İnsan bir uyarıyı ne zaman ciddiye alır?
-
Hz. Sâlih'in kavminden ayrılırken söylediği "siz nasihat edenleri sevmezsiniz" sözü, bugün hangi durumlarda geçerli olabilir?
8Kısaca
- Semûd kavmi dağlara evler yontan, varlıklı ve uzun ömürlü bir toplumdu; ancak putperestlik ve azgınlıkla Allah'a sırt döndüler.
- Hz. Sâlih onları yirmi yıl sabırla davet etti.
- Allah'ın izniyle kayadan bir deve çıktı — en büyük mucizelerden biri. Ama kavim bu deveyi kesti.
- Üç günlük geri sayımın ardından korkunç bir çığlık ve sarsıntıyla helak edildiler.
- Hz. Sâlih ve müminler Mekke'ye giderek orada ibadetle yaşadılar.